29 Mayıs 2011 - Papermoon

29 Mayıs 2011 - Papermoon
Kızım kupa resmi yapar ve Baskan'a imzalatır

24 Ağustos 2015 Pazartesi

İlk puan kaybının düşündürdükleri...

Yazıma en son söyleyeceğimi en başta söyleyerek başlamak istiyorum. Nani'nin bu kadar güzel top oynadığı, Van Persie'nin maçın başında bu kadar rahat gol atarak skor avantajı aldığımız bir maçta iki puan bırakmak yazıkoğlu yazıktır. 

Ve tabii ki de bu kayıp iki puan Hoca'nın eksi hanesine yazar. Ama ortada dolaşan öyle yılbaşına kadar zaman tanımalar, stajyer hocalıklar gibi bence artık önünü almak için SPK kapsamında cezalandırılması gereken yıkıcı eleştirilerin işaret ettiği trajik bir durum ortada yoktur.

Aynı satırları yazanların Perşembe akşamı Nani'ye "ikinci Krasiç vakası" yakıştırması yaptıklarını unutmayalım.

İlk antrenman maçından beri ne oynamaya çalıştığının sinyallerini veren bu kaliteli futbolcu topluluğunun birkaç fine-tuning ve zaman katalizörlüğü altında istenen düzeye gelmesi kaçınılmaz olacaktır.

Dün ilk yarıdaki etkisizliği bir yanda Mehmet Topal ve Jozef'in benzer oyuncular olup benzer görevler almalarıyla birlikte diğer yanda Alex wanna-be Diego'nun halı saha kıvamındaki futboluna bağlıyorum. Yanlış anlaşılmasın, Mehmet ve Jozef'in benzer oyuncu olmaları ikisinin aynı anda oynamalarına engel teşkil ettiği gibi bir söylemim yok. Sergen'le Tümer pekala beraber oynayabilir.  Ancak dün gece Mehmet ve Jozef karbon kopya futbol oynayıp, ikisi toplam "1" ederken, Diego'nun iki forvet arkasında ancak "0" verim vermesiyle birlikte bizim dört kişilik orta sahanın güç olarak ikiye düştüğüne şahit olduk.  

Fenerbahçe bana göre şu anda çok klasik bir "10 numara" problemi yaşamaktadır. İkinci yarıda bir forvetin çıkması ve bir orta saha oyuncusunun girmesi ile oyundaki dengenin kurulması, orta sahanın kalabalıklaşması ile birlikte Diego'nun 10 değilde 9,5 numaralı formayı giymeyi başlamasından kaynaklandı. Ancak tabii ki de "bir Alex değil" Diego 9,5 numaralı formayla halefine nazaran son derece etkisizdi. Bulunan iki pozisyon da Topal'dan ayrılıp kaleye daha yakın oynayan Jozef'ten geldi zaten.

Fenerbahçe'nin bugün elindeki forvet silahları geçmişteki örneklerden çok farklı olarak ne Kezman kadar mücadele etmekten yoksun, güçsüz, ne Semih kadar yavaş, ağır, ne Nobre kadar yeteneksiz, ne de Guiza ile Emenike kadar etkisiz, katastrofik oyunculardır. Şu anda Türkiye Ligine en uygun santrfor tipi olan Fernandao ile "arife tarif" gerektirmeyen Robin Van Persie sarı-lacivert renkleri giyerken, kadro tamamıyla bu iki güç üzerine şekillendirilmeli, 9,5 numaralı yarım forvetler yaratılmaktan imtina edilmelidir. Parreira'nın tek amacı bu ikiliyi maksimum dakika oyunda tutabilmek olmalıdır. Dolayısıyla iki forvet arkasında oynarken orta sahanın direncini de düşüren Diego asla ilk onbirde düşünülmemelidir.

Sonuç itibarıyla Diego yerine Ozan ya da Alper'in monte edilmesiyle birlikte Rizespor maçının o özellikle ilk yarısında hissedilen etkinsizliğin azalması, takımın gerçek kanat oyuncularına kavuşmasıyla hücum varyasyonlarının da çoğalacağını düşünmekteyim.

Son bir cümle olarak şunu da eklemek isterim ki yönetim şu anda bir sağ açık transferi peşindeyken asıl ihtiyacı olan kaleci ve stoper pozisyonlarını ihmal ederek önemli bir yanlışa imza atmaktadır. Fenerbahçe taraftarının, hele geçen sene sadece kaleci performans farkı nedeniyle kaçan şampiyonluğun da etkisiyle, Volkan'a sabrı kalmamıştır. Stoper de ise Ba ve Alvez son derece yavaş kalırken, yeni transfer Kjaer hiç güven vermemektedir.